21 Haziran 2015'te kendi arabamla pistte bir kaç tur atma şansım oldu. Aşağıda kendisiyle geçirdiğim stres dolu dakikaları anlatan yazımı bulabilirsiniz. Öncelikle video'yu izlemenizi tavsiye ederim.




Oyuncağım Renault Megane Rs 225 yani R26. Kendisi henüz 62.000 kilometrede, yaşı ise tam 11!
Kendisini standart bir vaziyette almıştım, üstüne bir kaç parça değişikliği yaptım ki hem daha soğuk çalışsın hem de daha hızlı gidebilsin. Downpipe'tan sona kadar Milltek'in kiti var, sonda ise Varex son susturucu. Balatalar ve diskler oem, çünkü yeterince dayanıklılar değiştirmeye gerek duymadım. Lastik olarak maddi sıkıntılardan dolayı Nankang NS2R kullandım. Her pistçide olması gerektiği gibi büyük bir intercooler ve HKS mantar hava filtresi değişiklikleri yapıldı. Pistte eğlenmek için yeterli bir setup bunlar. Yazılım ise Fastchip Stage 1.

İlk olarak Milltek ve Varex çok güzel iş görüyor, hem soğuk hem alt devirler çok ölü değil. Pist için kesinlikle tavsiye edebilirim. Piste çıkacak bir arabanın üstüne katalitik konvertör'ün olmaması gerektiğini düşünüyorum, yoksa 'egt' çok hızlı yükseliyor. Intercooler ve hava filtresi ise 'iat' değerini düşük tutup arabanın şişmesini en azından ertelemek için önemli. Setup'taki tek kötü parça Nankang'lar. Belki hafif ve daha güçsüz arabalarda iş yapıyordur ancak yaklaşık 260 beygir ve 1300 kilogram bir araba için yetersizler. Tek bir hot lap'in sonunda kendilerini salıp süre yapmanıza engel oluyorlar. Pisti öğrenmek için NS2R kullanabilirsiniz ama süre için çıktıysanız uzak durun derim. Bir başka arabada deneme fırsatı bulmuştuk, Nankang yerine iyi bir semi-slick lastik 5 saniye falan getiriyor.

Video'daki turlarda frenleri olabildiğince geç yaptım, ilk viraj dışında hatalı pek bir çizgi de yok. Görüldüğü üzere 2.35 gibi bir tur süresi geliyor her seferinde. Bundan sonra daha soğuk bir günde 2.33'lü değerleri görmüştüm.

Son olarak bunca değişikliğe rağmen Meggy ilk hot lap'in sonlarına doğru şişmeye başlıyordu. Havanın da 30 derece olmasının payı tabii ki var ama yinede çok hızlı ısındığını söyleyebilirim. Bunun sebeplerinden biri de eski teknolojiye sahip olması. Örnek olarak yeni Leon Cupra 280'de intercooler harici bir de aftercooler var. Üst üste istediğiniz kadar tur atın alet şişmiyor. Piste çıkacaksanız, egt-aft-iat değerlerini sıkı takip edin derim, yoksa motorunuz kucağınızda bulabilirsiniz.
1 yılı aşkın süre `istanbul park`'ta eğitmenlik yaptığımı, hiç bir şey olmasa bile o havayı teneffüs ettiğimi söyleyerek konuya başlayalım. Bu ara çokça duyduğum bir soru haline geldi, bildiklerimi yazmak istedim.

1- İlk olarak süre yapmak için arabanın ne olduğunun bir önemi yok, unutulmaması gereken ilk şey bence bu. `track day`'lerde olay en hızlı araba olmak değil, kendini en çok geliştiren sürücü olabilmektir. Unutmayın bu bir yarışma değil, bu kendini geliştirebilmek için en büyük fırsat!



2- İllaki pist için bir araba alınacaksa; yedek parçası ve aftermarket parçası bol olan araba seçilmelidir. Bununla birlikte parçaların çok pahalı olmaması da arabayı seçerken bir kriter olabilir. Unutma ki normal yol şartlarına göre parçalarına çok daha fazla stres binecek ve çok daha hızlı ömürlerinin sonuna gelecekler.

3- Arabayı seçtik yada elimizdeki ile bu işe giriyoruz diyelim. İlk yapılan hata daha piste çıkmadan 'rekor' kırmak gibi bir hayale kapılıp ona göre planlar ve harcamalar yapmak. Sen daha arabanın pistte nasıl olduğunu bilmezken harcayacağın her türk lirası havaya savurduğun para bunu unutmamak lazım. Yapılması gereken arabanın o anki hali ile piste girmektir. Bu hiç bir zaman 'bitik balata - disk yada ölmüş lastik' ile girmek demek değil, onlar tabii ki iyi olmalı ki hem hayatta kalabilesin hem de arabanın eksiklerini görmek için zorlayabilesin. Sonuç olarak disk-balata-fren hidroliği-lastik 4'lüsü iyi olsun. Fren hidroliği alınırken 'kaynama noktası' yüksek bir hidrolik tercih edilmeli, benim tercihim `ate super blue` olacaktır.



4- Bir diğer yapılması gereken ucuz yollu bir `semi slick` lastik almak. Yolda kullandığın lastiklerin tek seansta çöp olunca ben ne yaptım deme diye ucuz bir semi'ye ihtiyacın olacak. En kötü semi'nin bile ömrü emin ol standart lastiğinden çok fazla olacaktır, bu sana maliyet anlamında çok şey katacaktır. Ucuz fiyatlı lastikler için`kumho ku36` ve `nankang ns2r` önerebilirim. Özellikle kumho fiyat/performans açısından bir çok lastiği ezer geçer.

5- Artık piste çıkmak için neredeyse hazırsın, en azından frenin ve lastiğin hazır, sıra kendini geliştirmekte.
Unutma ki fren ve lastiği kendini geliştirebilesin diye taktın, çıkıp rekor kırmak için değil. Yaptığın yanlışları eve gidince görebilmen ve çalışabilmen için ya iyi video çeken bir telefona yada bir aksiyon kamerasına ihtiyacın olacak. Benim kamera için tavsiyem gopro hero olur, hem ucuz hem de kesinlikle iş görüyor. Son eksiğin ise pistte turlarken senin data'larını kaydedecek bir program, onun için de telefonuna hemen `harry's laptimer`indiriyorsun o problem de çözülmüş oluyor. Piste çıkmadan önce o pistte referans süre yapmış adamların video'larını izlemen, yarış çizgisini öğrenmek/benimsemek için senin açından iyi olacaktır.

6- Piste çıkınca attan düşmüşe döneceksin, yolun tutunması - genişliği kafanı karıştıracak, panik yapma alışmaya çalış. İzlediğin video'lardaki çizgileri taklit etmeye çalış, iyi gittiğine inandığın bir pilotun arkasına takılıp çizgisini kopyalamak da emin ol işe yarayacaktır. Fren noktalarını hep bir adım ileri taşımaya çalış. Arabanı ve pisti tanımak için uğraş, uçakla çıksan da süre gelmeyecek o gün boş yere uğraşma. Kendi limitine geldiğine inanmadıkça arabana yeni bir şey yapmamalısın bunu asla unutma!



7- Bundan sonrasında yapılan en büyük hata daha iyi süre yapmak için `araç yazılımı` yaptımak, var ise daha da açtırmak. Yolda çok hızlanan araban emin ol pistte hızlanmayacak. Çünkü pistte sürekli viraj dönülüyor ve araban ihtiyacı olan havayı bu yüzden çekemiyor. Sen çok hızlı gideceğim sanarken araban eskisinden daha yavaş olabilir. Bu yüzden yazılımdan önce arabanın daha sağlıklı olması için `intercooler`, `methanol kit`,`hava filtresi` ve `downpipe` gibi geliştirmeleri yapmalısın. Bunlar yapıldıktan sonra ufak da olsa basınç açabilir yazılımınla oynayabilirsin ama `exhaust gas temperature - egt` ve `air fuel ratio - afr`'yi sürekli kontrol etmelisin, yoksa motorunu kucağa alırsın.

8- Son tavsiyem şu: arabanı hızlandırmak için çok uğraşma. Eğer limitlerine geldiysen yürüyen ile ilgilen, `fren kaliperi` ile ilgili modifikasyonlara yönel, arabanı soğutmak için para harca. Emin ol çok daha fazla etkisini göreceksin ve daha çok zevk alacaksın. Unutma ki düzde herkes hızlı olabilir ama pistte hızlı olmak için deneyim gerekir.


Çok yeni olan ama hızla büyüyen bir platformumuz var artık: Arabalı Sözlük!

Belki de bu aralar hemen hemen her şeyin gereksiz bile olsa bir sözlüğü var. Ancak sözlüğün aslında bilgi vermek amaçlı olduğunu düşünürsek böyle bir platforma ihtiyacımız olduğunu da anlamak çok zor değil. Yayın hayatına yeni başladı belki ama ben önünün açık olacağına inanıyorum.

Bir deneyim derim!

arabalisozluk.com




Ülkemizde garanti olan birşey var ise o da benzin fiyatlarının durmadan arttığıdır heralde. Bu yüzden kullanıcılar olabildiğince dizel otomobillere yönelmiş durumdalar. Dizel otomobil denince akla; olabildiğince sıkıcı, aile babası ve hatta sedan bir otomobil geliyor. Bugün daha sportif ve hareketli görünen Megane Coupe’yi inceleyeceğiz.

Kabin
Megane Coupe’de kabin aslıdna ikiye ayrılıyor; ön ve arka. Sürücü bölümü oldukça ferah ve oldukça ergonomik. 5 kapılı Megane’dan farkı ise ‘Fransız’ üretimi olması. Türk üretimi olan Megane’larda çokça görülen tuşların üstlerinin soyulması ve trim sesi gibi problemler Coupe yani Fransız üretimi olanlarda hiç yok. Trim sesine değinmişken, gerçekten inanılmaz sessiz bir kabine sahip Megane Coupe. Ne trim ne de yol sesi içeride premium sınıf bir otomobil havası hakim. Camların yüksek konumlanmasından dolayı ilk koltuğa oturduğunuzda kendinizi çok aşağıda hissedebilirsiniz, panik olmayın alışmayı bekleyin. Emin olun bu durum hoşunuza gidecek. Kullandığım modelde cam tavan yok ama olsa sanırım daha da ferah bir kabine sahip olacaktı.



Sürüş
Megane Coupe’yi alırken kafamda ki tek soru işareti ‘sürüş’tü. Çünkü Ibiza Cupra’dan vazgeçip dizel bir makina alma isteğiyle sürüş keyfimden olmak istememiştim. İlk izlenimim çok ama çok konforlu oluşuydu. 205/50/17 lastiklerin de katkısı yadsınamaz tabii ki. Bu konfora rağmen otomobilde ‘fazla yatma, virajlarda yığılma, direksiyon tepkisizliği’ gibi problemlere rastlamadım. Direksiyon düşük hızlarda biraz fazla hissiz ancak hız arttıkça kendini çok iyi toparlıyor. Vites geçişleri hafif kemikli ve uzun. Debriyaj ise klasik bir Renault, ‘çok yukarıda kavrıyor’. Bu durum dur kalk trafikte biraz sinir bozabiliyor. 1.5 DCI kendini ömür ve yakıt tüketimi konusunda kanıtlamış bir motor. Çok iyi bir performansa sahip olduğu söylenemez ama yakıt tüketimi ile yüzünüzü güldürecektir. 500km’lik test sürüşümde genellikle şehiç içi kullanım ile 5.2 litrelik bir yakıt tüketimi söz konusu.


Sonuç



Nissan son dönemlerin en çok rağbet gördüğü B segmentinin MPV tarafında bir süredir Note modeliyle yer alıyor. Her ne kadar ilk jenerasyonuyla çok dikkat çekmese de Note aslında işini oldukça iyi yapan, başarılı bir otomobil. Üstelik Nissan’ın bu sınıftaki tek alternatifi olarak da omuzlarındaki yük çok ciddi.
Bakalım Avrupa pazarı için geliştirildiği söylenen ve ekonomik Renault dizeliyle piyasaya sunulan yeni Note ne gibi yenilikler getiriyor?



B segmenti bir otomobilden çok lüks bir iç kabin beklenemez, önemli olan tutarlı, ergonomik ve olabildiğince sessiz olmasıdır. Nissan Note bu üçünü de başarıyla sağlıyor.
Göstergeler göz alıcı ve lüks tasarlanmışlar. Eco mode’a geçtiğinizde ve ne kadar ‘ekonomik’ gittiğinize göre renkler değişiyor. Bu ayrıntı güzel düşünülmüş ve Eco Mode’un kullanımına keyif katıyor. Ortada konumlandırılan LCD ekrandan Eco Mode puanınızı görebiliyorsunuz.

Test aracımız Platinum donanım seviyesine sahip, yani ‘en dolu’ Note. Bu donanım ile birlikte kör nokta uyarı, şerit takip sistemi ve çevre görüş sistemi gibi özellikler alınıyor, ki Nissan buna Safety Shield adını veriyor. Genelde bu sınıfta böylesine teknolojik donanımlara rastlamayız (hatta sınıfında tek) ama Nissan’ın buna yer veriyor olması güzel. Geri görüş kamerasının çözünürlüğü çok düşük cisimleri ayırt etmek oldukça zor. Ama geri kalan özelliklerde LCD ekran gayet tatminkar ve kullanışlı.
Hacim ve kullanışlılık olarak Note sınıfının en iyilerinden biri. Arka koltukların ileri- geri hareket etmesi gerçekten çok işe yarıyor ve bu sayede bagaj hacmini 325 ila 411 litre arasında değiştirebiliyorsunuz. Üstelik koltuklar katlandığında ortaya çıkan bagaj hacmi Ford’un, bir üst sınıfta yer alan S-Max modelinden bile fazla. Kumaş koltuklarda ısıtma özelliğinin olması da olumlu.

Test aracımız 12 bin kilometrede olmasına rağmen kabinden hiç bir trim sesi gelmiyordu, bu da kalite olarak Nissan’ın iyi bir iş çıkarttığını gösteriyor.
Kabin genel olarak oldukça kullanışlı ve ferah yapısıyla dikkat çekiyor ve kalitesiyle de öne çıkıyor. B sınıfında yer alan bir MPV’den beklentileri fazlasıyla karşılıyor.


Nissan Note’ta Renault’dan tanıdığımız 1.5 dCi ünite bulunuyor. Bu ünite 90 bg güç ve 200 Nm tork üretiyor. Bu değerler otomobile yüksek performans kazandırmıyor elbet ama yetersiz olduğunu da söyleyemeyiz. 11.9 sn’lik 0-100 km/s hızlanma süresi bu tarz bir otomobil için yeterli, ayrıca şehir içindeki esneklik değerleri beklentileri karşılıyor. Bunda yüksek tork değerinin etkisi büyük.
Otomobil ‘Eco Modunda’ oldukça hantal ama bir o kadar da az yakıt tüketimi sunuyor. Yaptığımız uzun yol testinde Note 3.5 litre/100 km yakıt tüketti, sıkışık şehir için trafiğinde ise 5.2 litre/100 km yakıt tüketimi vardı. Yeni Note neredeyse bir hibrid kadar az yakıyor, yani segmentinin ilk şartını hakkıyla yerine getirdi diyebiliriz.

Otomobil genel olarak rijit bir yapıya sahip, performanslı kullanımda bile tutarsız bir davranış sergilemiyor. Tutunma limitleri gayet yüksek ve gövde kontrolü oldukça iyi. ESP standart donanımda bulunuyor ama tutunma limitleri yüksek olduğu için sportif kullanımda dahi ESP’ye ihtiyacınız kalmıyor.
Keyifli ve konforlu diyebileceğimiz Note sürüş olarak bizlerden geçer not alıyor.

Sınıfındaki güçlü rakiplerine karşı, lüks sayılabilecek kabini, konforu, sürüş karakteri ve çok az olan yakıt tüketimi ile eli oldukça kuvvetli.

Kullandığımız Platinum paketin satış fiyatı 64.350 TL (kampanyalı 60.140 TL) olarak görünüyor, en büyük rakibi olan Clio’nun en dolu paketi (Icon) ise 55.000 TL’ya alıcı bekliyor. B sınıfı bir otomobil için bu fiyat farkı oldukça fazla ama Note’un Clio’dan daha geniş kabin ve donanım sunduğunu da eklemek gerek. Ayrıca yine MPV sınıfında ciddi bir rakibi olan Ford B-Max’in en üst donanımı olan 1.5 TDCi Titanium’un 56.115 TL’lik fiyatına göre de yüksek kalıyor.

Nissan Note sınıfı için lüks ve düşük yakıt tüketimine sahip olabilir ancak fiyatlandırma stratejisinin biraz daha agresif olması gerekiyor. Bu Note’un en zayıf halkası diyebiliriz.
Fiyatı haricinde segmenti için standartları belirleyen bir otomobil diyebiliriz Nissan Note hakkında...